27 Ekim 2009 Salı

cem

cemin eski defterlerinden çıkarttığım bir hikaye daha:

asla gerçekleşmeyecek düşler no: 2

24 Ekim 2009 Cumartesi

susma

beni sağır ediyorsun sessizlik! sevmiyorum seni. o kadar çok cızırdıyorsun ki kulaklarımda, kendi sesimi duyamıyorum. ne düşüneceğimi bilemiyorum, ne söyleyeceğimi hatırlayamıyorum.
nefret ediyorum senden sessizlik;
ama beni sırtımdan vurmadın sen seszizlik,
ya da çalmadın atlarımı,
yakmadın konaklarımı.
sana olan nefretimin tek bir sebebi var:
senden korkuyorum...
senden öylesine korkuyorum ki,
yalvarıyorum içimden karşımdakine,
susma...

18 Ekim 2009 Pazar

doğum günü filan

bugün doğum günümdü. eğlendim baya :D profesyonel yoyo almışlar bizimkiler bana mutlu oldum ^^
daha söylüycek çok şey var gibime geliyo ama pek de yok aslında. ne biliyim güzel şeyler ya bunlar.
teenagerlık bitti bu arada lan. 20 oldum bildiğin. 21e giriyorum yani. oy oy >.<

17 Ekim 2009 Cumartesi

sessiz

o kadar çok şeyim var ki söyleyecek; ah bir de yakalayabilsem kelimeleri, ah bir de açabilsem ağzımı, önce esir edip sonra azad edebilsem o sözcükleri, biriktirmesem içeride daha fazla, zihnim bu kadar pinti olmasa kelimelerle, biraz daha bonkör olabilsem keşke konuşurken, bahşedebilsem daha fazla sözcüğümü...
kırabilmem mümkün olsa keşke o statik elektrikten çatırdayan, rahatsız sessizliği...
gülümsemem yeterli olsa keşke, ruhumdan geçenleri anlatabilmek için, ihtiyacım olmasa kelebek avlar gibi, elimde bir ağ, sözcükleri kovalamaya.
ağzımdan çıkan yalanların, arkasındaki gerçeklerin bağırtıları duyulabilse keşke gözlerimin arkasından...

08 Ekim 2009 Perşembe

kahve aşk ve arkadaşlık

elimizde bi kavanoz kahve var.
arkadaşlık söz konusu olduğunda bu bi kavanoz kahveden her gün bardağa 1 kaşık atıp içiyoruz, sevgili olduğumuzdaysa 5 kaşık olur, 10 kaşık olur, vs vs... daha yoğun yani arkadaşlığa göre. ha bazı hıyarlar acı kahve oluyo, 1-2 kaşıkken çok iyi oluyo ama sevgili olup kavanozun yarısını döktümmü kan kusturuyo. öyleleri de var işte ama konu o değil
olay şu ki, arkadaşlık kahvesi aşk kahvesinden daha uzun sürebilir, yani 1 ay çıkacağın insan aslında 1-2 sene süper arkadaşın olabilirdi. ama ikisinde de kavanoz sonunda bitiyo, eskiden süper kankam filan diyip, şimdi yüzüne bakmadığım insanların sayısı da az buz değildir yani.

ha iki durumda da istisnai bir olay söz konusu olabilir, evlilikte ve çok süper gerçek dostluklarda işte, nescafe gold falan bulmuş olursunuz, aha en iyisi bu der insan, gider bittikçe marketten alır, işte sonsuza dek mutlu yaşar :D
ya da kafein krizine girer köpürür ölür bilemiycem "o.O

04 Ekim 2009 Pazar

friend zone

dünyadaki erkeklerin %99unun ortak probleminın bu olduğuna eminim: ben seni arkadaşım olarak görüyorum.
bu cümle bazen yalan oluyo, sadece "ben senle çıkmak filan istemiyorum birader, ama yine de yarın bigün işim düşer belli mi olur diye kapıyı da kilitlemiyorum aralık kalsın böyle" gibi bi anlamda oluyo

bazense gerçekten arkadaş olarak görüyorlar; "ben seninle çok şey paylaştım, eski esvigililerimi, kimleri sevdiğimi ıncığımı cıncığımı biliyosun ben de seninkileri biliyorum,(bazen, ama her zaman değil: "ama ben seni açmış sallaya sallaya gelirken görmek istemiyorum kusura bakma" bu da olabiliyo) ben seni harbiden çok değerli görüyorum, 2 gün çıkıp eski sevgililer hurdalığına atmak istemiyorum yerin ayrı vs vs vs" gibi bi anlama da gelebiliyo.

şimdi sinir olduğum nokta şu: ben iyi bir insanım, sevdiklerime yardım etmek için cidden uğraşırım, hiç bişey yapamasam bile birlikte ağlar, birlikte gülerim, kimsenin önünde ağlayıp arkasından gülmem, kendimi değerlendirmekten kaçınırım ama başkaları da iyi bir insan olduğumu söylüyor.

bazen bu sevdiklerimin içinde daha fazla sevdiklerim oluyor. onlara da yardım etmek için çaba sarf ediyorum. yaptıklarımı insanların başına kakmaktan nefret ederim, bu yüzden genellikle çevremdekiler, onlar için bişey yaptığımda dökülen alın terine değil mükemmeliyete bakıyorlar. sonuç? yaptığım şey gtümde patlıyor.

olay şu ki, sevdiğim bi kız olduğunda da, elimden geleni ardıma koymuyorum, özel olduğunu hissetsin diye deli gibi çabalıyorum, bir taraftan da beni gemide sayıp direğin tepesinde dürbünle kara aramasın diye de "belli etmemek için" kıçımı yırtıyorum...
sonuç ne mi?
belli edemiyorum...
sonra, sen benim çok iyi bir arkadaşımsın, ben sana asla o gözle bakamam, hede hödö
e sevgili diye çıktığın adam senin ağzını klozet olarak kullanıyo, benle çıksaydın gece uykundan uyandırıp özledim diye muhabbet etcek, mütemadiyen çaba sarf etcek, bişeyler yapıyım sürpriz yapıyım mutlu olsun hede hödö diye gtümden ter akıtcak adamım...
bilmiyorum belki de değilim deneme fırsatım olmadı. psikopat aşıklığım kısa sürer gibime geliyo ama yani ne biliyim saf metal gibi çabuk ısınan çabuk soğuyan adamım bişeyden hevesimi aldımmı sıkılıp bırakıyorum falan...

yine de bilmiyorum ya, bunu okuyan kızlar tepki göstercek belki ama, deve dikeni kızlar skeni sever demiş bir kimse, doğru demiş gibime geliyo lan, insan ne kadar umursamaz, vurdumduymaz, piç, ağza sçmaya hazır bi tipse, sevgili muhabbetini ne kadar az sklerse o kadar çok sevgilisi oluyo sanki...

bugün fiko, "abi kızlar kolay kolay güvenmez, bil ki eğer bi kız sana güvenmeye başlamışsa, friend zone a girmişsindir" dedi de ordan aklıma geldi bu muhabbet.

bu arada, friend zone muhabbetine ilişkin bir benzetme:
olay sçmak gibi bişey, eğer tuvalette çok uzun kalırsanız sifonu çekene kadar boklar klozete yapışmış olur, eğer az beklerseniz de bu sefer kalktığınızda içinizde bir böyle "lan acaba tam sçmadım mı, şimdi 1 saat sonra yine kakam gelmesin lan" hissi oluşur...

işte friend zone konusunda durum bunun bire bir tersi :D

28 Eylül 2009 Pazartesi

bilmiyorum...

bilmiyorum abi bilmiyorum.

şu aralar en çok kurduğum cümle bu. kafamın içi bomboş sanki, hiç bi plan yapamıyorum, hiç bişey düşünemiyorum, donraki adımı ne tarafa atsam bilmiyorum. ne yapmam gerektiğini biliyorum ama nasıl yapacağım hakkında hiç bir fikrim yok. gözlerimi bağlamış, dereye atlamış, sadece zamanı geldiğinde nefes alıyorum o kadar akıntı beni götürüyo nereye gittiğimi bilmiyorum ne kadardır gittiğimi bilmiyorum. gittiğimden bile emin değilim...